İnsanı yorgunluklar yormaz, duvarların ardından duyulan sessiz fısıltılar yorar; Anlayamıyorum İyi olmaktan başka ne yaptım ki .. Zamanı geldi mi? Yengeç olmanın..
Yağmurlu günün hüznüyüm Batan bir geminin haykırışıyım. Kalabalık bir şehrin En kederlisiyim En üzgünüyüm Çatısı damlayan bir evim Ruhu kayıp bir yolcuyum..
Özlem duyulan hasret var ruhumda Özledim seni demir kokulu Özledim seni emekçi babam Ruhum yanarken , anılarım da serinliyorum Parça parça oldun ve gittin Sessizce gittin... Yorgun emekçim Çocuksu halini , alıngan tavrını özledim Biliyorum , Dünya ağır geldi kalbine Biliyorum emekçi babam Bizler için.. Özledim , özledik seni..
Değer vermek mi ? Sevmek mi ? Kıymeti olan ne var.. Bu yalın zamanda , yalın dünya da.. Kıymeti olan biziz kendimiziz. Bizi özgür bırakan , kendimize verdiğimiz değerdir.
Acı gelmeden hazan gelir. Unutmayın sözlerimi Hazan zamanı Hüzün seli olur Hüzün diyarlarından, uzaklara Giden bir yol var. Unutmayın bu yolu Sessizlikler den çıkan Bir ışık , büyük bir yıldız. Geceleri gözüken Ruha mutluluk getiren..
Arıyorum işte Yalancı sözlerde ki gerçeği. Yalancı yüzlerde ki sahteliği. Anlamaya çalışıyorum . Ben kendimi anlıyor muyum? İnsan kendini anlar mı ki ? Aslında ; Ölümün her an gelebileceğini yakından gördüm. Belki o andan itibaren kendimi anlamaya başlamışımdır. Eskisi gibi değilim. Gülmek anlık , Mutluluk anlık , Bu kadar yeterli karamsarlık yazarı oldum.
Sevgi nedir? Bilmezsin.. Saygı nedir? Bilmezsin.. Sevgi , saygı istersin Ah Dünyalı.. Vah Dünyalı.. Özlem çekersin. Özledim diyemezsin. Gözlerin kör olur Gerçeği göremezsin. Kendini kandırırsın. Ey can !